İçeriğe geç
Ana sayfa » Ankara Huzurevleri » Faydalı Bilgiler

Faydalı Bilgiler

    Alzheimer ve Demans: Temel Bilgiler ve Yönetim Yöntemleri

    Demans, bilişsel işlevlerin (hafıza, düşünme, muhakeme) bozulmasıyla karakterize edilen bir grup nörolojik hastalığı tanımlar. Alzheimer hastalığı, demansın en yaygın türüdür ve tüm demans vakalarının %60-80’ini oluşturur. Bu yazıda, Alzheimer ve diğer demans türleri hakkında bilinmesi gereken temel bilgileri ve yönetim yöntemlerini ele alacağız.

    Demansın Türleri

    1. Alzheimer Hastalığı: En yaygın demans türüdür. Beyinde beta-amiloid plakları ve tau düğümlerinin birikmesiyle karakterizedir.
    2. Vasküler Demans: Beyne giden kan akışının azalması sonucu ortaya çıkar. Genellikle felç veya diğer damar sorunları sonrası gelişir.
    3. Lewy Cisimcikli Demans: Lewy cisimcikleri adı verilen anormal protein yapıların beyinde birikmesiyle oluşur. Hareket sorunları ve halüsinasyonlarla kendini gösterir.
    4. Frontotemporal Demans: Beynin frontal ve temporal loblarının dejenerasyonu sonucu ortaya çıkar. Kişilik ve davranış değişiklikleri, dil problemleri ile belirgindir.
    5. Karışık Demans: Aynı anda birden fazla demans türünün özelliklerini gösterir, genellikle Alzheimer ve vasküler demans kombinasyonu şeklindedir.

    Alzheimer Hastalığının Belirtileri

    1. Hafıza Kaybı: Günlük yaşamı etkileyen, özellikle yeni bilgileri unutma.
    2. Zaman ve Yer Karmaşası: Tarihleri, mevsimleri ve yerleri karıştırma.
    3. İletişim Problemleri: Kelime bulmada zorluk, konuşurken ya da yazarken zorlanma.
    4. Görsel ve Mekansal Problemler: Okuma, mesafe tahmini ve renklerin belirlenmesinde zorluk.
    5. Karar Verme Güçlüğü: Sosyal ve finansal kararların alınmasında zorluk.
    6. Kişilik ve Davranış Değişiklikleri: Depresyon, kaygı, şüphecilik, sosyal geri çekilme.

    Demansın Risk Faktörleri

    1. Yaş: İlerleyen yaş, en büyük risk faktörüdür.
    2. Genetik: Ailede demans öyküsü, riski artırır.
    3. Kardiyovasküler Sağlık: Yüksek tansiyon, diyabet, yüksek kolesterol gibi durumlar.
    4. Yaşam Tarzı: Düşük fiziksel aktivite, sağlıksız beslenme, sigara ve alkol kullanımı.
    5. Beyin Sağlığı: Kafa travmaları, uyku bozuklukları.

    Teşhis Yöntemleri

    1. Tıbbi Geçmiş ve Fiziksel Muayene: Hastanın tıbbi geçmişi ve genel sağlık durumu değerlendirilir.
    2. Nöropsikolojik Testler: Bilişsel işlevlerin değerlendirilmesi için testler yapılır.
    3. Görüntüleme Teknikleri: MRI, CT ve PET taramaları ile beyin yapısının incelenmesi.
    4. Laboratuvar Testleri: Kan testleri ve beyin omurilik sıvısı analizleri.

    Tedavi ve Yönetim

    1. İlaç Tedavisi:
      • Kolinerjik ilaçlar: Donepezil, rivastigmin, galantamin.
      • NMDA reseptör antagonisti: Memantin.
      • Semptomatik tedaviler: Depresyon, uyku bozuklukları ve anksiyete için ilaçlar.
    2. Destekleyici Terapiler:
      • Fiziksel Aktivite: Egzersizler, motor becerilerin korunmasına yardımcı olur.
      • Zihinsel Uyarım: Bulmaca çözme, okuma, yeni hobiler edinme.
      • Sosyal Etkileşim: Aile ve arkadaşlarla zaman geçirme, sosyal aktiviteler.
    3. Yaşam Tarzı Değişiklikleri:
      • Dengeli Beslenme: Akdeniz diyeti gibi sağlıklı beslenme düzenleri.
      • Düzenli Egzersiz: Fiziksel aktivitenin artırılması.
      • Uykunun Düzenlenmesi: Yeterli ve kaliteli uyku sağlanması.
    4. Çevresel Düzenlemeler:
      • Güvenli Bir Çevre: Evin düzenli ve güvenli hale getirilmesi.
      • Hafıza Yardımcıları: Takvimler, not defterleri, hatırlatma cihazları.

    Hasta ve Aileler İçin Destek

    Demans ve Alzheimer hastaları ile onların aileleri için çeşitli destek mekanizmaları mevcuttur:

    1. Destek Grupları: Benzer deneyimleri paylaşan kişilerle iletişim kurmak.
    2. Danışmanlık Hizmetleri: Psikolojik destek ve rehberlik.
    3. Bakım Hizmetleri: Evde bakım, günlük bakım merkezleri, bakım evleri.

    Alzheimer ve diğer demans türleri, yaşamı derinden etkileyen ciddi nörolojik hastalıklardır. Erken teşhis ve uygun tedavi, hastaların ve ailelerinin yaşam kalitesini artırabilir. Hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak ve semptomları yönetmek için multidisipliner bir yaklaşım gereklidir. Yaşam tarzı değişiklikleri, destekleyici terapiler ve çevresel düzenlemeler, hasta bakımının önemli bileşenleridir. Gelecekte daha etkili tedavi yöntemlerinin geliştirilmesi umuduyla, araştırmalar devam etmektedir.

    KOŞMAK YAŞLILIK SÜRECİNİ YAVAŞLATIYOR

    ABD’de yapılan bir araştırma, düzenli olarak koşmanın yaşlanma sürecini yavaşlattığını ortaya koydu…

    YAŞLILIK VE KIŞ

    Soğuk havalar bazal metabolizması yavaşlayan yaşlının üşümesine neden olur. Dolayısıyla kat kat giyinerek bir türlü ısınamayan yaşlılara hep tanık oluruz…

    ALZHEİMER’A YENİ AŞI

    Bilim insanları alzheimer hastalığını önlemek için bağışıklık sistemini güçlendirecek “yenebilen” bir aşı üretilmek üzere domatesi genetik değişikliğe uğrattı!…

    YAŞLILAR VE YAŞLILIK SÜRECİNDE YAPILMASI ÖNERİLEN TAHLİLLER

    Yaşlılıkta yaptırılacak tahliller olası hastalıklara karşı erken tanı sağlayıp yaşam süresi ve kalitesini arttırmada önem taşır. Yaşlanma ile birlikte organlarda ve organ sistemlerinde ortaya çıkan değişiklikler sonucunda  bazı sistemik değişiklikler ortaya çıkar. Bunların genel özelliği sistemlerin yavaşlaması ile ilgilidir.

    YAŞLILARDA ORTAYA ÇIKAN DEĞİŞİKLİKLER NELERDİR BİRLİKTE İNCELEYELİM.

    1. Böbreğin kanlanması ve süzme fonksiyonunda azalma.
    2. Mide-Barsak hareketlerinin yavaşlaması.
    3. Mide boşalmasını yavaşlaması.
    4. Kas kitlesi ve vücut suyunun azalması.
    5.Metabolizmanın da yavaşlamasına bağlı vücut yağ kitlesinin artması.
    6.. Karaciğer küçülür ve  kanlanması azalır.
    7. Tükürük salgısı azalmaktadır.
    8. Vücutta ilaçların emilebileceği yüzey azaldığından ilaç kullanımı önemli hale gelir. İlaçlar mutlaka hekim kontrolünde, mümkün olan en düşük dozda verilmelidir.

    Yaşlanma ile meydana gelen Fizyolojik değişiklikler biyokimyasal testleri de etkileyebilir. 75 yaşın üzerinde hastaların, %80’den fazlasının en az bir ilaç kullanması nedeniyle buna bağlı olarak da biyokimya tahlilleri de etkilenmektedir.
    Yaşlı hastalarda bulunabilen bir ya da daha fazla hastalık veya kronik durum biyokimyasal parametreleri etkileyebilir. Yaşlı hastanın bir süre hastanede yatması yada yatak istirahati, kalsiyum, sodyum, potasyum ve fosfat değerlerinde atılımı azaltacağından değişiklik yapabilir.

    Yaşlanmayla değişebilen bazı biyokimyasal tahliller aşağıda belirtilmiştir. Sırasıyla inceleyelim:

    Albümin: Hem kadın, hem de erkeklerde yaşlanma ile birlikte serum albümin konsantrasyonu giderek düşmesine rağmen normal sınırlar içinde de kalabilir.
    Alkalen fosfataz: 60 yaşından sonra kadınların %25’inde alkalen fosfataz artar. Bu menopoz sonrası olabilen hormonal değişikliklerle ilgilidir. Aynı yaş grubundaki erkeklerde ise normal bulunur. 90 yaş üzeri grupta her iki cinste de alkalen fosfataz yüksek bulunabilir.
    Kolesterol: Kadınlarda daha belirgin olmak üzere, 60 yaş sonrası total kolesterol düzeyi artar.90 yaş sonrası ise erkeklerde daha fazla olmak üzere total kolesterol düzeyi düşer. Erkeklerde yaşlanma ile birlikte HDL kolesterol düzeyi yükselirken, total kolesterol ve LDL-kolesterol düzeyi düşer.
    Trigliserit: Trigliserit düzeyleri 60 yaş sonrası kişilerde orta yaşa göre belirgin olarak daha yüksektir. 60 yaştan sonraki ileri yaşlarda(80 -90 yaş itibariyle) trigliserit düzeyleri düşmeye başlar.

    İnsülin: 60 yaş sonrası grupta insülin düzeyi yükselir, yaşlanma daha da arttıkça 90 lı yaşlara yaklaşıldığında genç erişkinlerdeki düzeyin de altına iner. Yaşlılarda insülin düzeyi şişmanlıkla da ilgilidir.
    Luteinizan hormon (LH): Yaşlı kadınlarda ve erkeklerde LH artar.
    Kan üre azotu (BUN): Yaşlanma ile birlikte böbrek işlevleri azalırken kan üre azotu hafifçe yükselir.

    Yaşlılarda yapılan  tahliller değerlendirilirken kullanmakta oldukları ilaçlar da göz önüne  alınmalıdır. Yaşlılar kendilerine reçete edilen ilaçlarla birlikte kendilerine tavsiye edilen ilaçları da kullanıyor olabilirler. Yaşlı hastalar protein ve lipit metabolizmalarında  meydana gelen değişiklikler, kan dolaşımının yetersiz olması ve böbrek fonksiyonlarının azalması nedeniyle ilaç yan etkilerine karşı çok daha duyarlıdırlar.
    Genç hastalarda yan etkiye yol açmayan ilaçlar yaşlılarda yan etki yapabilir.. Yaşlanma ile birlikte ilaçların böbrek ve karaciğerden atılımının azalmasını nedeniyle ilaçların tedavi edici düzeylerinin araştırılmasına genç hastalardan çok daha fazla gereksinim duyulur. Özellikle bazı antibiyotikler, astım ilaçları, psikiyatri ve nöroloji ile ilgili ilaçları kullanan yaşlılarda bu ilaçların, kandaki ilaç düzeyi tahlillerine bakılmalıdır. Yörtürk Huzurevi, Bakımevi, Yaşlı Bakım Merkezi

    Koroner Kalp Hastalığı Olan Yaşlılarda Yapılan Laboratuvar Tahliller:
    Yaşlı hastaların koroner kalp hastalığı gelişmesi yönünden sahip olduğu bireysel risk, serum total kolesterol, trigliserid, LDL, HDL, yüksek duyarlı CRP düzeyi, homosistein ve lipoproteinlere bakılarak değerlendirilebilir.
    65-70 yaş üstü yaşlılarda lipit düşürücü tedavinin mutlak gerekli olduğu söylenebilen bir kolesterol düzeyi olmadığından hastanın doktorunun muayene sonrası klinik değerlendirmesi daha çok öne çıkmaktadır. Yörtürk Huzurevi, Bakımevi, Yaşlı Bakım Merkezi

    Alzheimer Hastalığı için Laboratuar Tahlilleri:
    Alzheimer için kan ve beyin omurilik sıvısında beta-amiloid artışının gösterilmesi yararlıdır. Ancak kesin tanı için yeterli değildir.

    Prostat kanserinde Tahliller:
    70 yaş ve üzeri erkeklerde prostat kanseri görülme sıklığı %50’dir. Prostat spesifik antijen (PSA) yükselmesinin ardından prostat kanserinin klinik belirtileri ortalama 6-7 yıl sonra çıkmaktadır. 50 yaş ve üzeri erkeklerde PSA taraması ise prostat kanseri erken tanısında yol göstericidir. Yörtürk Huzurevi, Bakımevi, Yaşlı Bakım Merkezi

    Diğer Tarama Tahlilleri:
    60 yaş üzeri kişilerde ortalama 3 yılda bir TSH bakılmalıdır. Koroner kalp hastalığı olan yaşlılarda ise kolesterol takibi önerilmektedir.

    Kadınlarda rahimden yapılan servikal smear tahlilinin 70 yaşına kadar 1-2 yılda bir yapılması önerilmektedir.

    Meme kanseri yönünden ise en az 70 yaşına kadar 1-2 yılda bir mamografi yapılmalıdır.

    Kolon(barsak) kanseri taraması için ise en pratik yol 50 yaşından sonra yılda bir kez dışkıda gizli kan bakılmasıdır.

    Yörtürk Huzurevi, Yaşlı Bakım evi